Hüsn-i Hat Sanati Hakkinda !!!

Hat, sözlükte uzun ve doğru yol; mastar olarak yazı yazmak manalarına gelmektedir. Çoğul olarak, ekseriya, hutut veya ahtat kullanılmaktadir.
Batıda hüsn-i hat (güzel yazı) karşılığında, calligraphy kelimesi kullanılmakta. Ancak, hüsn-i hat, İslam yazıları için kullanılan bir tabir. Sanatkârına, hicri ilk asırlarda, kâtib, küttâb, verrâk daha sonra da hattat denilmiştir. İranlılar, hattat karşılığında, hoş nüvis veya hüb-nüvis kelimelerini kullanmışlar.
Osmanlılarda hat sanatı gelişirken, hattatlara da hususiyetlerine göre farklı isimler verilmiştir. Bu yeni tabirler, yazı çeşidine göre, ta”lik - nüvis (ta”lik yazan), celi - nüvis (celi yazan), siyakat - nüvis (siyakat yazan), çep-nuvisan (divani yazanlar) olarak kullanılmış.

Hat sanatı

Meşhur bir tarifte hat şöyle anlatılır: “Hat her ne kadar, cismani aletlerle meydana gelirse de, aslında ruhi bir hendesedir.”
Aynı manadaki diğer bir tarifte de, Nazzam: “Hat, bedeni duygularla meydana gelirse de o ruhun asaletindendir” der.
Bu tariflere göre hat: “Üstadını taklitle, zihne nakşolan şekillerin ruhtaki güzellik duygularıyla birleşerek, el, kalem, kâğıt ve mürekkep gibi, maddi aletlerin yardımıyla meydana gelen ruhi bir hendesedir.”

Hat, bir fikri ifadeye yarayan ölçülü yazıdır. Bir fikrin yalnızca çizgili sembollerle ifadesi değil, aynı zamanda okuyana hayranlık uyandıran güzellik vasıtası, dini ve toplumsal değerlerin tasviridir. Plotinos, “Maddi güzellik, ruhi güzelliğin ifadesidir” derken gerek kâinatta, gerekse sanat eserlerinde görülen güzelliğin, ruh güzelliği olduğunu ifade etmiş.

Hat sanatı, konusunu resim ve tezyinatta olduğu gibi tabiattan değil, insan ruhundan almaktadir. Önce zihinde şekillenir, sonra el, göz ve irade vasıtasıyla olusur.

Abbasiler devrinde gelişen hat Sanatı XV. yüzyılda ünlü Türk hattatı Şeyh Hamdullah (1429-1520) ile yeni bir tavır ve şive kazanmış ve o zamanki İslam dünyasının bütün hattatlarının üstadı olmuş. Onun üslubu Osmanlı hat Sanatının gelişmesine geniş ölçüde yol açan bir temel oluşturmuş. XV.yetişen sanatkârlardan biride İstanbul Fatih Camii kitabesiyle Topkapı sarayında Sultan Ahmed çeşmesine bakan dış kapının kitabesini yazan Ali bin Yahya Sofi”dir. Süleymaniye Camii kubbesinde yazıyı yazan Karahisari Osmanlı Sanatına güzel fakat süreli olmayan bir üslup getirmiş daha sonra o sitil devam ettirilmemiş.

XVII. yüzyılda Hafız Osman”la Türk yazı üslubu yeni bir yükseliş devrine girmiş. Zamanın bütün hattatları ondan ders alıp onun yazı Sanatını benimsemişlerdir Sultan III Ahmet ve Sultan II. Mustafa da onun öğrencileri arasında idi. Taş basmasıyla çoğaltılan Kur”an”larla Hafız Osman”ın şöhreti bugün Hindistan”a ve Cava”ya kadar bütün İslam âlemine yayılmış. Bundan sonra Mustafa Rakım ve Mehmet Esat Yesâri XIX. yüzyılda, Kadıasker Mustafa İzzet Efendi ve Yesârizâde Mustafa İzzet efendi, Sami efendi, Necmeddin Okyay, Aziz efendi, Kemal Batanay, İsmail Zühdi, Mustafa Rakım, Mehmed Şevki,İsmail Hakkı Altunbezer, Hamid Aytaç çok tanınmış üstatlar.

Yazı başlı başına bir Sanat olduğu gibi dekoratif Sanatların zenginleştirilmesinde ve mimaride çok büyük rol oynamıştır. Gerek Selçuklu, gerekse Osmanlı mimarisinden yazıyı çıkaracak olursak bunların pek fakir bir manzara göstereceğine şüphe yoktur. Dekoratif Sanatlar içinde aynı şey söylenebilir. Yazı Sanatının yanında tuğraları da gözden geçirmek lazımdır. Her sultanın adına arma şeklinde tuğra denilen bir kompozisyon oluşturulmuş ve fermanlar ile önemli vesikaların başına da tuğra çekilmiş.
Hat yazılarının kenarları tezhib ve ebrularla tezyin edilerek daha bir güzellik kazandırılmış.

Batı’yı taklit edelim derken unutulmaya yüz tutmus olan HAT:

Günümüzde bizden önceki dönemlere oranla “hat”ta ilgi biraz daha fazlalaştı. Ama buna rağmen “hat” Türkiye’de gereken ilgiyi görmemekte ne yazikki. Çünkü halk, hat sanatını tanimiyor bile. Bir hat çalışmasını elinize alıp gösterseniz, yüz kişiden belki doksandokuzu, “Bu bir dini yazı” der geçer. Oysa hat başlı başına bir yazı sanatıdır. Plastik sanatların bir dalıdır. Çok zevkli bir sanat. Ama geçtiğimiz yüzyılda bu sanata gereken ilgi gösterilmemiş ve neredeyse unutulmaya yüz tutmuştur. Fakat günümüzde yeniden hat sanatına merak edenler olmuş ve hattatlar yetişmeye başlamıştır.

ins özenmeleri bir kenara birakirizda biraz elimizdeki degerleri görmeye calisiriz.

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <img> <b> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Anket

Sitemizi nerden buldunuz?:

Son yorumlar